⚠️
Bu yazı, Dune evrenine dair spoiler içeriyor olacak.

İlk kez 1965 yılında okuyucuları ile buluşan Frank Herbert'ın efsane bilim-kurgu romanı Dune, yetenekli yönetmen Denis Villeneuve tarafından 2021 yılında beyaz perdeye tekrar uyarlandı.

Kadrosunda Timothée Chalamet, Zendaya, Austin Butler ve Florence Pugh gibi çağımızın en yetenekli genç aktörlerini bulunduran, geçtiğimiz haftalarda vizyona giren Dune: Part II ise ilk hikâyeyi kaldığı yerden devralıyor ve yoluna ilk filmden çok daha iyi eleştiriler alarak devam ediyor.

"Paul" (Timothée Chalamet)

Herbert'ın 1965 çıkışlı ilk kitabının bir kısmına odaklanan ilk film, hikâyeyi fazlaca örmeye odaklandığı için oluşan kopukluklar ve aksiyon sahnelerindeki yetersizlikler dolayısıyla izleyiciyi belirli bir noktaya kadar tatmin edebilmişti.

İkinci filmde bu eksikleri çok başarılı bir şekilde kapatan Dune, katlanarak artan başarısı ve izleyici sayısıyla aynı oranda, gelecek filmleri konusundaki endişeleri de arttırmaya başladı.

Yönetmen Denis Villeneuve, toplamda üç Dune filmi yapmak istediğini, bu seride yöneteceği son filmin bir sonraki kitap, yani Dune Mesihi olacağını açıklamıştı.

Dune: Part II, Paul ve annesi Leydi Jessica'nın Fremenler arasında yer edinmeye çalışma çabası ile başlayıp, hanedanının intikamını sorumlu kişilerden alan, hordasının saygısını kazanan ve ona layık görülen Lisan al-Gaib, Muad-dib ve Usul gibi unvanları elde ederek çıtayı çok yüksek bir yerde bırakan Paul Atreides'in başarı öyküsüydü.

Giderek yükselen aksiyonu, yeterli dozdaki gerilimi ve ayakta alkışlanacak karakter gelişimleriyle son zamanların en başarılı yapımlarından biri olan Dune: Part II, kitabı okurken hissedilen duyguların birçoğunu izlerken de yaşatabilme konusunda gerçekten çok başarılı.

Dudak Uçuklatan Bir Deneyim: Dune 2 (2024)
’Dune: Çöl Gezegeni Bölüm 2’de, Paul Atreides’in Harkonnenlar’a açtığı savaşta yarım kalan hikayesini tamamlamaya, bu sefer Arrakis’in vahşi kumullarının derinliklerine iniyoruz.

Ancak ne yazık ki serinin bir sonraki kitabı, Dune Mesihi'nde işler çokça duruluyor...

Bu durumda, ikinci kitaptan sonrasının çok daha içe yönelik ve felsefi duygular taşıyan bir yolculuk olduğunu belirten Villeneuve'ün, Dune Mesihi'ni uyarladıktan sonra ayrılmak istemesi de oldukça anlaşılabilir.

Yaşanan önceki olaylarla pek bağlantılı ilerlemeyen kitapta, birçok eleştirmenin de söylediği gibi, Mesih çok fazla konuşuyor. Bunu kötü bir detay olarak eklemek pek doğru olmayabilir ancak ilk iki filmde izlediğimizden çok daha başka bir karakter bizi bekliyor.

"Irulan" (Florence Pugh)

12 yıllık bir zaman sıçramasının ardından devam eden hikâye, imparator olarak iktidara gelen Paul Atreides'in, karısı Irulan ve cariyesi Chani ile olan ilişkisini merceğe alıyor. İlk iki film boyunca, hayal ettiği ve ürktüğü büyük cihat sona ermiş olabilir ancak Paul bu sefer kendisini devirmeye yönelik atılan adımlarla mücadele ediyor ve hanedana artık bir varis vermek istiyor.

Özetle, daha çok saray entrikalarına odaklanan bu kitap, bir sinema filmi değil de televizyon dizisi havası taşıyacak gibi. 

Leydi Jessica olmayacak.

"Jessica" (Rebecca Ferguson)

İkinci kitapta bahsi geçmeyen anne Leydi Jessica, muhtemelen filmde de yer almayacak. Rebecca Ferguson'ın ikinci filmdeki inanılmaz performansından sonra onu bir sonraki filmde göremeyecek olmak gerçekten büyük bir eksiklik.

Aynı şekilde büyük tehdit unsurları olarak kabul ettiğimiz Harkonnenlar gibi bariz kötü adamlar da bulunmuyor.

Dune, bir mazlumun destanıyken, Dune Mesihi ise evini düzenli tutmaya çalışan ve miras işleriyle boğuşan bir imparatora odaklanıyor.

Villeneuve, şimdiye kadar kaynak kitaba son derece sadık kaldı ve bu eseri başarıyla uyarladı. Ancak Dune Mesihi'nde ilginç bir ikilem ortaya çıkacak. Orijinaline ne kadar sadık kalırsa, ortaya çıkan sonuç da bir o kadar az ilgi çekici olabilir.

Son kısımlara kadar oldukça durağan ve sakin konular işleniyor olması, bu kitabın kötü olduğu anlamına elbette gelmiyor. Paul dışında odaklanmamız gereken karakter sayısı artıyor. Mesela ikinci filmde henüz sadece bir rüya olarak görünen Anya Taylor-Joy'un Alia karakteri, bu filmde çok önemli bir rol oynayacak.

"Alia" (Anya Taylor-Joy)

Aynı şekilde sürpriz olay ve karakterler de hikâyenin gidişatı konusunda büyük kapılar aralayacak.

Asıl, üçüncü filmin senaryosunun neredeyse tamamlandığını açıklayan Villeneuve'ün izleyeceği yol merak konusu.

Timothée Chalamet, Denis Villeneuve

Kaynak: The Hollywood Reporter


Yaren’in Köşesi
muggle’lar mı? onlar hiçbir şey görmezler ama çatal batırırsan hissederler. merhaba, ben Yaren. çocukluğumdan beri tutkunu olduğum fantastik dünyalara, filmlere, kitaplara, dizilere ve çizgi romanlara dair videolar yapıyorum. ben bu videoları yaparken çok eğleniyorum, eğer siz de bana eşlik etmek isterseniz, kanalımı takip edebilirsiniz :)
Paylaş