House of the Dragon'ın 3. sezon 7. bölümü Kışın Ejderhası, şaşırtıcı derecede iyiydi. Dizi, sezonun ilk bölümünden bu yana hiç bu kadar formunda olmamıştı.

Bu başarının ardında pek çok neden var elbette; ancak şunu söylemek lazım ki temel güç ejderhaların ta kendisi. Bu sezonda diziden tam anlamıyla beklediğimiz biçimde, sinema veya televizyon ekranlarında şimdiye kadar şahit olduğumuz ejderha aksiyonlarından çok farklı, ham bir şiddet ve dürüst olmak gerekirse tam bir delilik izledik. Ormund’un Targaryen soyuna ve onların o iğrenç, güzel, bir o kadar da tehlikeli canavarlarına duyduğu derin nefretiyle empati duymamak imkânsız gibi ama bir yandan da hayvansever duygularıma söz geçiremiyorum. Lütfen şu dizinin jeneriğine "bu dizide hiçbir ejderhaya zarar verilmemiştir" yazar mısınız? 😔

Rhaena, Daemon, Rhaenyra ve Addam’ın karşı karşıya geldiği o kaotik an, ejderha doğasının saf dehşetini kusursuz biçimde yansıtan bir başka sahneydi. Daemon, Ceraxes’in üzerinde (hâlâ) Sheepstealer’ı evcilleştirmeye çalışan kızını bulduğunda ona kaçmasını söylese de hala çok yanlış bir oyuncu tarafından canlandırıldığını düşündüğüm Rhaena, bu teklifi reddediyor. Ancak haberler hızlı yayılıyor; Rhaenyra Syrax’ın, Addam ise Seasmoke’un sırtında alana vardığında gökyüzü bir anda bir cehenneme dönüşüyor. Vahşi Sheepstealer itaat etmeyi reddedip Syrax’a saldırdığında yaşanan can pazarı aklımı başımdan aldı. Daemon’ın meydana gelecek kıyameti engellemek adına araya girmesi ve Sheepstealer'ın kanlar içinde kaçışına izin vermesi, karakterimizin karmaşık ve bir türlü çözümleyemediğimiz ahlaki yapısını bir kez daha ön plana çıkarıyor.
Lord Farquaad...

Karaya indiğimizde bölümün en beklenmedik anlarından biriyle karşılaşıyoruz. Larys, Aegon ve Tyland Lannister; Rook’s Rest yıkımından kaçan ve Dar Deniz’i geçip Özgür Şehirlere sığınmaya çalışan bu tuhaf üçlü, sezonun açık ara en keyifli dinamiğine dönüştü. Maidenpool’dan kaçan halkın arasında sakatlanmış bir kral ile hazineyi korumaya çalışan bir Lannister’ın yolculuğu, hiç heyecan verici görünmüyor ama bu üçlünün bu şekilde seyir zevki sunabileceğini hiç düşünmezdim. Rhaenyra’nın adamları etraflarını sardığında, sakat Aegon’un kaçmayı reddedip kılıcıyla bir erkek gibi ölmeyi seçmesi fazlasıyla şaşırtıcıydı ama Tyland’ın da "Kralımı yalnız bırakmam" diyerek onun yanında durması bir şok daha yarattı bende.

Bu sahneyi unutulmaz kılan şey, Aegon’un o meydan okuyan konuşması sırasında adamların aniden geri çekilmeye başlamasıydı. Eşek’i korumak için arkada ansızın beliren Shrek’in askerleri korkutup kaçırması gibi, arkadaki ağaçların arasından Sunfyre'ın çıkışı epik bir sahneydi.

Kış uykusundan uyanış

Sunfyre’ın neredeyse ölmüşken nasıl bir anda ortaya çıktığı sorusu akıllara takılabilir. Kan büyüsü mü kullanıldı? Açıkçası sanmıyorum, söylendiği gibi Sunfyre sadece "büyük ölçüde" ölüydü. Meleys’in Rook’s Rest’teki çürümüş cesedinin aksine Sunfyre hiç çürümemişti. Ağır yaralanan canavarın bir tür kış uykusuna yatarak kendini iyileştirdiği ve binicisinin tehlikede olduğunu hissettiği an uyandığı çok açık. Aegon ile ejderhası arasındaki bu sarsılmaz bağ, mantıklı ve bilimsel bir çerçeveye oturuyor.

Öte yandan Lord Ormund Hightower da kendi yeşil kollarının altından tehlikeli numaralar çıkarmaya devam ediyor. Corlys Velaryon’u rehin alıp oğlu Alyn üzerinden pazarlık yapması yetmezmiş gibi, Rhaenyra’nın en büyük kozlarından biri olan Ulf’u ve Silverwing’i kendi tarafına çekmeyi başardı. Ulf gibi dalkavuğa Driftmark'ı vaat ederek Yeşil Takım’a katması tam bir kurnazlık. Rhaenyra’nın kendi ejderha binicilerine üstten bakması ve kibiri, Ormund’un bu hamlesiyle büyük bir darbeye dönüşüyor. Hugh Hammer’ın durumu belirsizliğini korurken, dengelerin bir anda yeniden eşitlenmesi sezon finali öncesi gerilimi tırmandırıyor.
Harrenhal cadıları ve istenmeyen kaynana...


Yine Harrenhal yine biz... Üzerindeki Kara Harren lanetinden midir bilmiyorum ama önceki sezonda da hikayenin en az ilerleyen anları bu kale ve çevresinde geçiyordu. Aemond’ın tüm sezon boyunca Harrenhal’da vakit öldürmesi ve Alys Rivers ile girdiği çıkmaz sokağı andıran diyaloglar artık bayatlamaya başladı. Alys’in "Siz Targaryen oğlanlarının hepsi, aynı şeyi istiyorsunuz" repliği harika bir eleştiri olsa da, anti-kahramanımızın bir cadıyla kalede takılması karakter gelişimine hizmet etmiyor. Üstelik Westeros haritasında karakterlerin ışınlanırcasına hareket etmesi, özellikle Alicent’ın King’s Landing’den Harrenhal’a bir anda varması, dizinin zaten minimum olan gerçekçilik yanını olabildiğince törpülemeye devam ediyor.


Kitapta Cersei'nin bile örnek alacağı tarzda bir kadın olan, fakat dizideki halini bir türlü ciddiye alamadığım Alicent’ın bu bölümde büründüğü hal, beni hiç beklemediğim kadar eğlendirdi. Geleneksel bir "istenmeyen kaynana" figüründen farksız birine dönüşen Dul Kraliçe, bir de üzerine "İstemiyorsanız gideyim," tadında cümleler kurmaya başladı. Oğlunu zehirleme fikrini kabul etmesi, Rhaenyra’nın yönlendirmelerine boyun eğmesi ve bunu bir görev gibi üstlenmesi senaryonun en zayıf halkası bana göre. Aynı şekilde Mysaria ve Rhaenyra arasındaki tutarsız dinamik de kafa karıştırıyor. Rhaenyra’nın hamile üvey kız kardeşi Helaena’ya sergilediği acımasız muamele, izleyicinin kraliçeye olan sempatisini de silmeye başlıyor doğrusu.
Yaklaşan kanlı final

Eğer hikâyeyi değiştirme şansım olsaydı, Helaena ve çocuklarının tüm bu taht kavgalarından uzak, huzurlu bir vadide, tıpkı gördüğü rüyadaki gibi tavuklarla birlikte yaşamasını isterdim. Bir de Rhaenyra’nın da unuttuğu çocuklarını hatırlayıp biraz anne gibi davranmasını... Fakat taht sıralamasının bizi A Knight of the Seven Kingdoms olaylarına bağlayacağı gerçeği, karakterlerin kaderinin ne yazık ki kanla çizildiğini bize yeniden hatırlatıyor.

Sonuç olarak 3. sezonun 7. bölümü, dizinin son dönemde imza attığı en sürükleyici, aksiyon dolu ve gerilimli işlerden biriydi. Yan hikâyelerdeki bazı kronik senaryo hatalarına ve sarkmalara rağmen, ejderha savaşlarının yarattığı saf epik atmosfer ve Aegon-Sunfyre ikilisinin muazzam dönüşü bölümü zirveye taşıyor. Önümüzde sadece bir bölüm kaldı ve Westeros’un ateş ve kanla kavrulacağı nihai hesaplaşmaya artık tamamen hazırız.

Yorumlar