70’lerin sonu, 80’lerin başında, dans pistlerinde dev yakalı gömleklerin ve akreplerin havada uçuştuğu, uyuşturucu dolayısıyla güneşin her zamankinden daha fazla parladığı dönemlerde, Miami’nin yer altı dünyasını domine eden bir isim vardı; Griselda Blanco.

Diziye başlar başlamaz bizi, döneminin efsaneleşmiş bir diğer büyük uyuşturucu baronu Pablo Escobar’ın cümleleri karşılıyor:

"Korktuğum tek erkek, Griselda Blanco adlı bir kadındı."

Griselda, aslında Pablo Escobar’ın hayatına odaklanan dönem dizisi Narcos’un arkasında yer alan ekip, Doug Miro, Eric Newman ve Andres Baiz’in bir diğer projesi.

Başrolünde, Modern Family dizisinde "Gloria" karakteriyle tanıdığımız Sofia Vergara yer alıyor ve kendisi aynı zamanda dizinin baş yapımcı koltuğunda oturan isim. Vergara’nın yanında, kadrosunda; Karol G, Vanessa Ferlito, Alberto Guerra, Juliana Aiden Martinez ve Martin Rodriguez gibi isimlere yer veren altı bölümlük Netflix draması, uyuşturucu baronu olma yolunda ilerleyen bir kadının, yükseliş ile düşüşlerini, canavar olmak ve anne olmak arasında bir türlü kuramadığı dengeyi, gerçeklerden büyük ölçüde uzaklaşmayı tercih ederek anlatıyor.

İlk bölüm, 1978 yılında, Kolombiya’nın Medellin kentindeki uyuşturucu ticaretçisi kocasından kaçıp, Miami’nin Florida bölgesine taşınmak zorunda kalan ana karakterimiz ile başlıyor.

Kocasının kaba tavırlarından bıkıp usanan Griselda, eşinin borçları dolayısıyla ondan yapmasını istediği fedakârlık sonrasında pılını pırtısını toplayıp, yanına çocuklarını da aldıktan sonra onu terk ediyor. Birkaç yıl öncesinde, onunla benzer yollardan geçen arkadaşı Carmen, eski arkadaşı ve çocuklarını yanına kabul eder ve çalıştığı seyahat acentesinde bir iş verir. Ancak sadece Griselda’nın kartel hayatını bırakıp yeni bir başlangıç yapması şartıyla. Ne yazık ki Griselda, evden ayrılmadan önce çantasına sıkıştırdığı bir kilo uyuşturucu ile kaçmıştır ve yeni hayatını bununla kurmayı planlamaktadır.

Griselda Blanco

Gerçekte yaşananlara bakarsak aslında Griselda, New York’ta 10 yıl boyunca oldukça başarılı bir uyuşturucu operasyonu yürüttükten sonra, federallere yakalanmamak için Miami’ye kaçıyor. Ama bu dizinin gerçeklerden biraz daha uzak bir yol tercih ettiğini zaten yazının en başında da söylemiştim.

Kariyerinin en iyi performanslarından birini sergileyen Sofia Vergara, bu dramatik ve maskülen rolün altından gerçekten kalkabilmiş ve Griselda’ya dönüşme uğrunda da neredeyse tanınmaz bir hale getirilmiş diyebiliriz. Ancak bunun ne gibi bir faydası olmuş tam olarak açıklayamıyorum, çünkü orijinal Griselda Blanco ile aralarında en ufak bir benzerlik yok.

Makyaj departmanının pek de başarılı bir iş ortaya çıkaramaması gibi, aynı şekilde kostümler de tam olarak onun tarzına uyum sağlamış görünmüyor. İlk bölümden itibaren oldukça bakımlı saçlara, ellere, tırnaklara sahip olan ve genel olarak güzel bir kadın olan Griselda, son derece çekici bir kadın olarak görünüyor ancak orijinal görünüşüne oranla, Vergara'nın Griselda'sı sanki biraz "fazla" güzel gözüküyor.

Miami’ye yerleştikten sonra, özellikle kadın olduğu için cinsiyetçiliğe ve Latin kökenli olduğu için de ırkçılığa uğrayan Griselda, birçok kez küçümsendiği ve kimsenin umursamadığı bu küçük ticaret ağını, Medellin’den getirdiği tek bir paket ile büyüterek, koca bir imparatorluk haline getiriyor.

Bu tehlikeli yolculukta, sevdiği insanların birer birer yitişine şahit olan karakter, işlediği suçlar neticesinde tahmin edilemeyecek kadar büyük acılar yaşamak zorunda da kalıyor.

Elbette herkesin iyi ve kötü yanları var, Griselda da bu iki zıt kutbun tam ortasında duruyor diyebiliriz. Üç erkek çocuk sahibi yalnız bir anne olmak, bambaşka bir ülkede her şeye sıfırdan başlamak bile yeterince zorken, tek başına giriştiği bu tekinsiz işte, zamanla başına açılan belalar ve yaşamış olduğu güç zehirlenmesi dolayısıyla da paranın ve illegal işlerin peşini bir türlü bırakamayışı, onu gerçekten de büyük bir çıkmazın içerisine sürüklüyor.

Griselda, gerçekleri tam anlamıyla yansıtmaması ve daha öncesinde izlediğimiz uyuşturucu karteli dramalarından daha derin bir şeyler sunma vaadini tam olarak gerçekleştiremediği için beklentiyi tam olarak karşılamıyor.

Ancak atmosferi, renk paleti, müzikleri ile gerçekten o yıllarda yaşıyormuşsunuz gibi hissettiriyor ve ciddi anlamda başarılı oyunculuklarıyla da akıp giden hikâyesini taçlandırabiliyor.

"Dario" (Alberto Guerra), "Griselda" (Sofia Vergara)

Sadece altı bölüm süren ve tahmin edilebilir bir biçimde sonlanan bu diziyi, Griselda Blanco’nun hayatına dair bir şeyler okumadan izlemenizi tavsiye ederim. Daha çok keyif alacağınıza emin olabilirsiniz.


Yaren’in Köşesi
muggle’lar mı? onlar hiçbir şey görmezler ama çatal batırırsan hissederler. merhaba, ben Yaren. çocukluğumdan beri tutkunu olduğum fantastik dünyalara, filmlere, kitaplara, dizilere ve çizgi romanlara dair videolar yapıyorum. ben bu videoları yaparken çok eğleniyorum, eğer siz de bana eşlik etmek isterseniz, kanalımı takip edebilirsiniz :)
Paylaş