Practical Magic 2’yi izlerken hissettiğim ilk şey tuhaf bir mutluluk oldu. Çünkü ilkini çok önce izlemiş, devamını da yıllarca beklemiş biri değilim. Filmi daha çok yakın bi zamanda izledim ve bu nedenle Sally ile Gillian’ın yeniden karşıma çıkması, kayıp çocukluğumun geri dönmesinden ziyade hayatıma son zamanlarda dahil olmuş insanlarla yeniden görüşmek gibi hissettirdi. Belki de bu yazıda filme karşı bu yüzden diğer eleştirmenlerden daha cömert davranacağım...

Hikâye, Owens ailesinin yıllardır taşıdığı lanetin yeni kuşağa uzanmasıyla başlıyor. Sally artık yetişkin iki kız annesi ve geçmişte yaşadıklarının ardından aşka karşı oldukça temkinli bir hayat sürüyor. (Sevdiği adamlar ölüyor çünkü...) Gillian ise her zamanki gibi daha özgür, daha uçuk ve hayatı fazla ciddiye almayan taraf. Sally'nin kızı Kylie’nin başına gelenler, iki kardeşi yıllar sonra yeniden aynı meselenin içine çekiyor. Film böylece annelerle kızları arasındaki ilişkiyi de hikâyeye dahil ederek, Owens kadınlarının dünyasında olanları iyisiyle kötüsüyle bir sonraki kuşağa taşıyor.
Sanki 30 yıl geçmemiş gibi

Sandra Bullock ve Nicole Kidman’ın geri dönüşü, Practical Magic 2’nin en sağlam kozu. İkilinin kimyası hâlâ mükemmel. Daha ilginci ise aradan geçen neredeyse otuz yıla rağmen Sally ve Gillian’ın tavırlarında neredeyse hiçbir değişiklik yok. Hatta zaman zaman “Bu kadınlar nasıl 28 yıl yaş almış olabilir?” diye düşünmeden edemedim. Görünüşlerinden beden dillerine, birbirlerine karşı takındıkları tavırlardan konuşma biçimlerine kadar ilk filmde bıraktığımız noktaya şaşırtıcı derecede yakınlar ve hâlâ çok güzeller. 🫠
Bunu filmin bir kusuru olarak görmek mümkün mü bilemiyorum ama ben tamamen olumsuz bakan tarafta değilim. Çünkü Practical Magic’in sevilen taraflarından biri zaten bu iki kadının zıt karakterlerinden ortaya çıkan enerji. Bullock’un Sally’si hâlâ kontrollü, endişeli ve hayatını mümkün olduğunca güvenli tutmaya çalışan kardeş. Kidman’ın Gillian’ı ise hâlâ odadaki en yüksek enerjili insan. İkisi de bu karakterleri yeniden canlandırırken sanki hiç ara vermemiş gibiler. Ancak tam burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: Acaba seyirci 28 yıl beklemesinin ardından biraz değişiklik isteyebilir miydi?
Asıl büyü kardeşlikte

Bu soruya tamamen “evet” demek yerine, Owens kardeşlerin birbirleriyle olan ilişkisine güveniyor film. Sally ve Gillian’ın birbirlerinin cümlesini tamamlaması, tartışması, birbirlerini sinirlendirmesi ve ihtiyaç duyduklarında hiç düşünmeden yan yana gelişi hâlâ neden güçlü bir ikili olduğunu kanıtlıyor. Bullock ile Kidman’ın birlikte olduğu sahnelerde senaryonun eksikleri de daha az göze batıyor. İki oyuncunun birbirini tamamlama biçiminde büyülü ve doğal bir rahatlık var.
Bullock’un Sally’ye getirdiği daha içe dönük yorum ile Kidman’ın Gillian’daki taşkın enerjisi arasındaki fark, filmin yeni hikâyesini de ayakta tutuyor. İki karakterin 30 yıla yakın sürede minimum değişmiş olması zaman zaman yapay hissettirse de, onları yeniden birlikte görmek olumsuz olan her şeyi törpülüyor. Zaten Practical Magic’in asıl meselesinin büyüden çok kadınlar arasındaki bağ olduğunu düşünürsek, film bu konuda hâlâ çok doğru yerde duruyor.
Yeni neslin eksik hikâyesi

Filmin asıl yükünü Owens ailesinin yeni üyelerinin taşıması bekleniyor. Kylie ve Antonia, annelerinin ve teyzelerinin hikâyesini geleceğe taşıyabilecek karakterler olarak tasarlanmış. Özellikle Kylie üzerinden aile lanetinin yeni bir biçimde ele alınması, filmin ilk yarısındaki temel çatışmayı oluşturuyor. Fakat senaryo, bu iki kız kardeşin kendi ilişkisini yeterince geliştiremiyor. Joey King'in Kylie'si hikâyenin merkezinde kalırken, Maisie Williams’ın Antonia’sı ise uzun süre olayların dışında bırakılıyor. İki karakterin birlikte geçirdiği zamanın azlığı, yeni neslin neden önemli olduğunu anlatmak yerine bunu yalnızca söylemekle yetinmesine neden oluyor.

Senaryonun ilk bölümü de bu yüzden biraz fazla ağır ilerliyor. Film, yeni karakterleri, aile geçmişini ve Owens kadınlarının taşıdığı laneti yeniden anlatmak için oldukça fazla zaman harcıyor. Üstelik bazı açıklamalar birkaç kez farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor. Filmin nereye gittiğini kestirmek zor değil ama bu bölümde hikâyeyi taşıyacak güçlü bir ivme de oluşmuyor. Allah'tan ilerleyen dakikalarda toparlanıyoruz. Karakterlerin tanıdık evlerinden çıkıp daha geniş bir dünyanın içine girmesiyle birlikte anlatı da daha hareketli ve merak uyandırıcı bir hâl alıyor.
Film ikinci yarıda açılıyor

Practical Magic 2’nin belirgin ivmesi burada yakalanıyor. İlk bölümde yer yer gereğinden fazla açıklayıcı olan film, ikinci yarıda hikâyesini daha rahat anlatmaya başlıyor. Macera duygusu güçlenirken Owens ailesinin geçmişiyle ilgili yeni parçaların ortaya çıkması da anlatıya ihtiyaç duyduğu hareketi kazandırıyor. Başlangıçtaki yavaşlığın ardından gelen bu yükseliş, özellikle final bölümünü daha da keyifli hâle getiriyor.
Bu noktada Lee Pace’in Ian Wright'ı gibi yeni karakterler de filme farklı bir enerji katmış. Sally’nin büyüye ve aşka karşı mesafeli tavrıyla Ian’ın dünyası arasındaki karşılaşma, hikâyenin yalnızca aile laneti üzerinden ilerlemesini engelliyor. Film burada romantik komedi, fantastik macera ve aile hikâyesi arasında gidip geliyor. Bazen bu tür değişimleri aynı anda taşımakta zorlanıyor olsa da ikinci yarıdaki tempo, ilk bölümün eksik bıraktığı enerjiyi büyük ölçüde tamamlıyor.
Nostalji tek başına yetmiyor

Filmin müzikleri ve kullanılan mekânları da nostalji duygusunu destekleyen unsurlar arasında. İlk filmle özdeşleşen bazı parçaların ve görsel detayların geri dönüşü, Practical Magic evrenine yeni gelen biri olarak bende bile güçlü bir anımsama hissi yarattı. Özellikle Owens ailesinin evi hâlâ hikayenin önemli mekânlarından. Bu ev yalnızca olayların geçtiği yer değil, iki film arasındaki bağı kuran en güçlü unsurlardan.
Ben Practical Magic ile yıllar sonra tanışmış biri olarak bu filme büyük ölçüde yeni bir keşif duygusuyla girdim. Sally ve Gillian’ı yeniden görmek, evlerine dönmek ve bu dünyanın devam ettiğini görmek, benim için nostaljik değil belki ama eğlenceliydi. Fakat ilk filmi 1998’de izleyip neredeyse 30 yıl boyunca bu karakterlerle bağ kurmuş bir seyirci için beklenti çok daha yüksek olacaktır. O seyircinin aradığı şey yalnızca aynı oyuncuları yeniden görmek değil, geçen yılların karakterlerde gerçek bir karşılığını bulmak olabilir.
Büyüyenler bizmişiz

Bu nedenle Practical Magic 2’nin bıraktığı his biraz ironik diyebiliriz: Filmde zaman geçmiş gibi görünse de Sally ve Gillian neredeyse aynı kalmış; değişen asıl taraf biziz. Belki de filmin nostaljiyle kurduğu ilişkinin ilginç yanı tam olarak bu. Owens kardeşleri yeniden gördüğümüzde onların hayatına değil, kendi geçmişimize bakıyoruz. Bu açıdan film kusursuz bir devam hikâyesi değil; yer yer ağırlaşan, yeni karakterlerini yeterince kullanamayan ve ilk yarısında toparlanmakta zorlanan bir devam filmi. Ama Bullock ve Kidman’ın hâlâ taşıdığı enerji, filmin ikinci yarısındaki yükseliş ve Owens ailesinin dünyasına yeniden dönmenin verdiği keyif, Practical Magic 2’yi benim için beklenenden daha sıcak bir buluşmaya dönüştürüyor. Endişelenmeyin, bahsedildiği kadar kötü bir film değil. 🫠🪄

Yorumlar