Dunk için işler hiç bu kadar karışık olmamıştı. 3. bölümün o sarsıcı finalinden sonra kendisini bir zindanda bulan karakterimiz, sadık "yaveri" Egg’in aslında bir prens olduğunu öğrenmenin şokuyla boğuşuyor.

🛡️
Yazı, A Knight of the Seven Kingdoms'a dair spoiler içeriyor.

Egg’in samimi özürleri Dunk’ın öfkesini dindirmeye yetmiyor; çünkü o sadece kandırılmış hissetmekle kalmıyor, aynı zamanda bir prense saldırmış olmanın ağırlığı altında. Egg’in saçlarını kazıtıp bir "hiç kimse" gibi Dunk’a sığınmasının arkasındaki o çocuksu ama cesur kaçış planı, karakterin ileride nasıl biri olacağına dair ilk ekmek kırıntılarını da serpiyor önümüze.

“Saçına Ne Oldu?”: ‘A Knight of the Seven Kingdoms’ 3. Bölüm İncelemesi
Koca Westeros’un büyük sırrı, küçük, çelimsiz bir çocuğun yumurta biçimindeki kafasında saklıymış meğer.

Ancak asıl dramatik eşik, Dunk’ın Prens Baelor Breakspear’ın huzuruna çıkarılmasıyla aşılıyor. Baelor, babası Kral Daeron’un varisi olarak adaleti temsil etse de, Dunk’ın bir Targaryen’a el kaldırmış olması büyük bir kördüğüm yaratıyor. Maekar’ın öfkesi ve Aerion’un sadistçe manipülasyonları arasında Dunk, kendisini bir "Yedi Kişilik Yargılama" (Trial of Seven) talebinin ortasında buluyor. Artık mesele sadece bir dövüş değil; Dunk’ın yanında savaşacak altı yürekli şampiyon bulup bulamayacağı meselesine dönüşüyor.

Şövalyeliğin bedeli

Bu nadiren uygulanan yargılama biçimi, Westeros’un yedi tanrısının onuruna her iki taraftan yedişer şampiyon gerektiriyor. Aerion’un bu yolu seçmesi, Dunk’a adil bir şans vermekten ziyade onu tamamen yalnızlaştırmak üzerine kurulu bir strateji. Eğer Dunk şampiyonlarını bulamazsa, daha kılıcını çekmeden suçlu ilan edilecek. İşte tam bu noktada, şövalyeliğin o parıltılı zırhların ardındaki gerçek yüzüyle tanışıyoruz. Çoğu lord risk almaktan kaçıp hatta onunla alay ederken, Dunk müttefiklerini aramak için başka yerlere bakmak durumunda kalıyor.

Kampına döndüğünde karşısına çıkan Fossoway’ler, dizinin bu bölümdeki samimi tonunu pekiştiren unsurlar. Raymun Fossoway’in nezaketi ve Sör Steffon’un başlangıçta Dunk’ın tarafında durma sözü vermesi, umudu yeşerten türden. Steffon’un "Ejderhalar öldüğü için artık o kadar korkutucu değiller," şeklindeki cüretkar çıkışı, Targaryen hanedanının o dönemdeki durumuna dair şahane bir alt metin sunuyor. Biliyorsunuz Yedi Krallığın Şövalyesi, Game of Thrones öncesi ve House of the Dragon sonrasında bir zaman çizgisinde konumlanıyor. Ancak Dunk, kraliyet ailesini karşısına almanın ne demek olduğunu bildiğinden, bu teklifin ağırlığı altında ezilmeye devam ediyor.

Ejderha rüyaları

Bölümün en depresif anlarından biri, "Ayyaş" Daeron’un Dunk’ı ziyaretiyle yaşanıyor. Daeron, hem özür diliyor hem de Dunk’ı sarsacak bir kehaneti paylaşıyor: Rüyasında büyük bir ejderhanın öldüğünü ama Dunk’ın hayatta kaldığını görmüş. Bu an Targaryen'ların o meşhur "kehanetçi" damarına dokunurken, yaklaşan dövüşün sadece bir hayatta kalma mücadelesi değil, bir hanedan trajedisi olacağının sinyalini de veriyor. Daeron’un bu uyarısı, dizinin o hafif havasını bir anda karanlık bir kadere bağlıyor.

Bu kasvetli havayı dağıtan şey de Steely Pate’in Dunk’a getirdiği kalkan oluyor. Tanselle’in o zarif fırça darbeleriyle süslediği, üzerine bir karaağaç ve kayan yıldız işlenmiş kalkan, Dunk’ın kimliğinin fiziksel bir sembolü gibi. Pate’in neredeyse hiçbir ücret talep etmeden kalkanı güçlendirmesi, "küçük insanların" Dunk’a olan desteğini ve asıl yüceliği gösteriyor. Dunk ne kadar yalnız olduğunu düşünürse düşünsün, dürüstlüğüyle çoktan bir ordu kazanmış bile.

Bir şövalyenin onuru

Duruşma günü yaklaştığında saf değiştirenler ve yerinde duranlar belli oluyor. Mızrak dövüşünde sakatlanan Humphrey Hardyng ve "Gülen Fırtına" Lyonel Baratheon gibi isimlerin Dunk’ın tarafında yer alması, izleyicide gerçek bir heyecan yaratıyor. Lyonel Baratheon’un şan ve şöhret peşindeki o vahşi enerjisinin, dövüşün kalitesini artıracağı kesin. Ancak tam her şey yolunda giderken, Sör Steffon Fossoway’in bir lordluk unvanı uğruna Aerion’un tarafına geçmesi, Westeros’un acımasız gerçeğini yüzümüze çarpıyor:

İhanet, her zaman bir mızrak boyu uzaktadır.

Steffon’un ihaneti sonrası Raymun Fossoway’in yaşadığı hayal kırıklığı ve Dunk için savaşma isteği, bölümün duygusal doruk noktalarından. Lyonel Baratheon’un "Her şövalye bir şövalye yaratabilir," diyerek Raymun’u orada, çamurun içinde şövalye ilan etmesi, bölüm içindeki en güzel anlardan biriydi. Artık bir "Yeşil Elma" Fossoway’imiz var ve o, onurunu kuzeninin hırsına feda etmemeye kararlı. Bu arada birkaç bölümdür tüm dikkatleri üzerine toplayan ve ciddiyetsizliğiyle dizinin en renkli karakterlerinden olan Lyonel Baratheon, meğerse geçen yıl Netflix'te yayınlanan The Gentlemen dizisindeki Horoz Freddie'ymiş. Burada da benzer bir rolde yer almasına ne kadar mutlu oldum anlatamam.

İngiliz Aristokrasisine Şeffaf Bir Bakış: The Gentlemen (2024)
Guy Ritchie’nin aynı adlı sinema filminin yan dizisi ‘The Gentlemen’, Netflix’in en iyi dizilerinden olmaya aday. Peki, İngiliz aristokrasisine cesur bir şekilde yaklaşan bu dizi, övgülerin ne kadarını hak ediyor?

İhanetin gölgesinde yeni bir şövalye

Ancak Raymun’ın katılımına rağmen Dunk'ın hala bir kişiye ihtiyacı var. Aerion’un kibirli ve küstah tavırları, bir yandan karakterimizi kalabalığa seslenmeye zorluyor. "Aranızda gerçek şövalyeler yok mu?" Bu soru, aslında tüm serinin özeti gibi. Zırh giyen herkes şövalye midir, yoksa şövalyelik bir eylem biçimi midir? Dunk’ın çaresiz çağrısı tam karşılıksız kalacakken, o meşhur Game of Thrones temasının ilk notaları kulaklarımızda çınlamaya başlıyor.✨

Baelor Breakspear’ın atını Dunk’ın yanına sürmesi, ekran başındaki herkesin tüylerini diken diken eden o anı doğuruyor. Kendi ailesine karşı, sadece "doğru olanı" yapmak için sahaya inen bir veliaht prens... Baelor’un bu hamlesi, sadece Dunk’ı kurtarmakla kalmıyor, aynı zamanda gerçek bir liderin nasıl olması gerektiğini herkese kanıtlıyor. Maekar’ın şaşkınlığı ve Baelor’un kararlılığı arasında, Westeros tarihinin en destansı dövüşlerinden birine zemin hazırlanıyor.

Beklenmedik bir kurtarıcı

Bölüm, Baelor’un Dunk’ın yanındaki yerini almasıyla sona ererken, geride cevaplanması gereken devasa sorular bırakıyor. Yedi’ye karşı Yedi... Kim hayatta kalacak, kim düşecek? Daeron’un rüyasındaki o "ölen ejderha" kim?

A Knight of the Seven Kingdoms, bu bölümle sadece bir sonraki büyük kavgaya hazırlık yapmadı; aynı zamanda sadakatin, onurun ve aile bağlarının nasıl sınandığını gösterdi. Baelor Breakspear gibi bir kahramanı yanına alan Dunk, belki de hayatının en zorlu sınavına giriyor. Haftaya değil, ne yazık ki yeni bölüm 15 Şubat'ta bizimle olacak; ama işte o gün o kalkanlar çarpıştığında, Westeros’un kaderinin küçük bir şövalyenin ellerinde nasıl şekillendiğini hep birlikte göreceğiz.

Paylaş