Bilimkurgu tarihinin en etkili evrenlerinden biri olan Blade Runner, yıllar süren bekleyişin ardından televizyon ekranlarına geliyor. İlk kez 2021 yılında duyurulan Blade Runner 2099, bu yıl Prime Video'da izleyiciyle buluşmaya hazırlanırken Entertainment Weekly, diziden ilk detayları paylaştı. Dizinin yaratıcısı ve showrunner'ı Silka Luisa, hem Ridley Scott hem de Blade Runner 2049'un senaristi Michael Green ile birlikte çalışmanın kendisi için eşsiz bir deneyim olduğunu söylüyor. Luisa'ya göre amaç, serinin noir ruhuna sadık kalırken aynı zamanda bugüne kadar görülmemiş yeni bir hikâye anlatmak.

Replikantların kazandığı yeni dünya

Adından da anlaşılacağı gibi Blade Runner 2099, Blade Runner 2049'daki olayların tam 50 yıl sonrasında geçiyor. Ancak bu kez Los Angeles'ta dengeler tamamen değişmiş durumda. Luisa'nın açıklamasına göre iki yapım arasında geçen yıllarda büyük bir replikant ayaklanması yaşanıyor ve savaşın galibi insanlar değil, replikantlar oluyor.

Artık şehrin yönetimi replikantların elinde bulunurken insanlar ikinci sınıf vatandaş konumuna düşüyor. Dizi de tam bu noktadan hareket ederek "İnsanlığın artık merkezde olmadığı bir dünyada insan olmak ne anlama geliyor?" sorusunun peşine düşüyor.

Luisa, yalnızca iki filme değil, aynı zamanda Ridley Scott'ın ilk filmini temel alan Philip K. Dick'in Do Androids Dream of Electric Sheep? romanına da sık sık başvurduklarını belirtiyor. Özellikle televizyon formatının sunduğu uzun anlatım süresi sayesinde kitapta yer alan ancak filmlerde işlenemeyen birçok tarihsel ayrıntıyı ve evrenin farklı köşelerini keşfetme fırsatı bulduklarını ifade ediyor. Showrunner'a göre serinin hayranları uzun zamandır merak ettikleri pek çok detayı ilk kez bu dizide görecek.

Michelle Yeoh ve Hunter Schafer yepyeni karakterlerle geliyor

Blade Runner 2099, önceki filmlerden tanıdığımız Rick Deckard veya K gibi karakterleri geri getirmiyor. Bunun en önemli nedeni ise hikâyenin zaman çizelgesinde çok daha ileri bir noktada geçmesi.

Dizinin merkezinde Michelle Yeoh'un hayat verdiği replikant Blade Runner Olwen bulunuyor. Olwen, kaybolan asi replikantları araştırırken kendi yaşamının da son günlerini yaşadığını biliyor. Çünkü replikantlar ne zaman öleceklerini kesin olarak öğrenebiliyor.

Silka Luisa, bu karakterin yolculuğunu özellikle ilk filmde Rutger Hauer'ın unutulmaz performansıyla hayat verdiği Roy Batty'nin hikâyesine benzetiyor. Ancak bu kez anlatı tamamen replikantın gözünden aktarılıyor. Dizinin uzun bölümlü yapısı sayesinde ölüm korkusu, zamanın tükenişi ve hayatta kalma içgüdüsü çok daha derin biçimde ele alınacak.

“Başarısızlığı Onun İçin Bir Lütuftu”: ‘Blade Runner (1982)’ Film İncelemesi
Ridley Scott’ın 1982’de vizyona giren kült bilim kurgu klasiği, başarısızlığı sayesinde ölümsüzleşti.

Hunter Schafer ise Cora isimli sıra dışı bir karakteri canlandırıyor. Cora bir replikant değil; tam tersine hayatı boyunca Blade Runner'lardan kaçmış bir insan. Fakat artık hayatta kalabilmek için bir Blade Runner gibi davranmak zorunda kalıyor. Uzun yıllar süren bu mücadele ise onu kendi insanlığından uzaklaştırmış durumda. Dizinin temel sorularından biri de tam olarak burada şekilleniyor: İnsanlığını kaybeden biri onu yeniden kazanabilir mi?

Olwen ve Cora'nın yolları kayıp replikantları araştırırken kesişecek ve Blade Runner evrenine yakışır şekilde hiçbir gizemin cevabı göründüğü kadar basit olmayacak.

Ridley Scott’ın ‘Alien’ ve ‘Blade Runner’ı Aynı Dünyada mı Geçiyor?
Geçtiğimiz yıl yayınlanan ‘Alien: Earth’ ve bu yıl içinde izleyiciyle buluşacak ‘Blade Runner 2099’, sinema tarihinin en eski bilim kurgu tartışmasını yeniden alevlendirdi.

Kaynak: Entertainment Weekly

Paylaş