Modern sinemanın tür filmleriyle, özellikle de korku ve gerilimle, romantik ilişkilerin karmaşık dinamiklerini masaya yatırma konusundaki artan başarısı, tesadüf olmasa gerek. İster yeni filizlenen bir aşkın belirsizliği olsun, ister yıllanmış bir evliliğin tekdüzeliği, ikili ilişkiler doğası gereği ürkütücüdür. Bilinmeze duyulan korku kadar, elinizdeki kesinliği kaybetme ihtimali de insanı felce uğratabilir.

Yönetmen Michael Shanks, ilk uzun metrajlı filmi Together ile tam da bu damardan besleniyor. Film, titizlikle ayarlanmış bir gerilim, bolca kasıtlı beden korkusu ve şeytani bir mizah anlayışıyla, aşkı korkutucu kılan unsurların derinliklerine iniyor. Shanks'in merceğindeki temel soru şu: Dışarıdan bakıldığında güvenli ve yerleşik görünen bir ilişkinin içindeyken, partnerinizle birbirinizden uzaklaşıp yalnızlaşmaya başlarsanız ne olur? Gerçek hayatta da Hollywood'un gözde çiftlerinden olan Dave Franco ve Alison Brie, canlandırdıkları Tim ve Millie karakterleriyle, uzun süreli bir birlikteliğin yol ayrımındaki gerçekçiliğini olabilecek en çarpıcı şekilde yansıtıyorlar.
Kırsalın aldatıcı huzuru

Hikaye, birçok benzer filmde olduğu gibi, bir mekân değişikliğiyle başlıyor. Millie'nin kırsaldaki bir okulda öğretmen olarak iş bulması, otuzlu yaşlarında hala büyük çıkışını bekleyen müzisyen Tim için de bir dönüm noktası. Şehri geride bırakıp kırsalda yeni bir hayata adım atmak, teoride her şeyi düzeltecek bir "büyülü değnek" gibi. Biraz para biriktirmek, akıl sağlığını korumak ve belki de bir çift olarak kendilerini yeniden bulmak. Şehirden ayrılırken kendilerine söyledikleri "bu gerçek bir veda değil" yalanı ise, bu radikal değişimi hazmetmek için ihtiyaç duydukları bir avuntudan ibaret.

Ancak Shanks, karakter dinamiklerini daha ilk anlardan itibaren ustalıkla işliyor. Tim'in ehliyetinin olmaması ve ulaşım için tamamen Millie'ye bağımlı olması gibi detaylar, ilişkideki güç dengesizliğine dair ipuçları veriyor. Seyirci olarak Tim'in sadece kariyerini değil, ilişki içindeki konumunu da sorgulaması gereken bir noktada olup olmadığını merak ediyoruz. Belki de o büyük "çıkış" sadece bir iş uzağında değildir, belki de bazen zararı kabullenip vazgeçmek gerekir.
Yerin altından gelen çağrı

İşleri daha da karmaşıklaştıran, taşınma öncesi yaşananlar oluyor. Millie'nin herkesin önünde yaptığı evlenme teklifine Tim'in verdiği tereddütlü ve gecikmiş "Evet" cevabı, yaklaşmakta olan fırtınanın habercisi gibi. Yani, Tim gerçekten bu bağlılığı, bu ortak geleceği istiyor mu?
Filmin kırılma noktası, yakınlardaki bir yürüyüş sırasında gerçekleşiyor. Bölgede kaybolan başka bir çiftin haberlerinin gölgesinde boş boş gezinen çiftimiz, bir yeraltı mağarasına düşüyorlar. Kötü hava koşulları nedeniyle geceyi orada geçirmek zorunda kalmaları, sadece fiziksel bir hapsoluşu değil aynı zamanda ilişkilerindeki karanlık bir dönemeci de simgeliyor.
Bedensel performansın zirvesi

Bu mağara kazasından sonra gizemli olaylar zinciri başlıyor ve gerilimin dozu özenle artıyor. Tim'in yaşamaya başladığı, kendi kendini yok edici nöbetlere benzeyen ataklar, tekinsiz bir şekilde cinsel hayatlarında beklenmedik bir canlanmaya yol açıyor, ayrıca sinema tarihinin en heyecan verici ve aynı zamanda rahatsız edici kabin sahnelerinden birine hazır olun. İkili arasında artık ruhu parçalayan, yapışkan, uzuvları zorlayan türden, hastalıklı bir çekim baş gösteriyor.

Bu noktada da yılın en etkileyici fiziksel performanslarından ikisine tanık oluyoruz. Franco ve Brie vücutlarını bükerek, gererek ve adeta birbirine kenetleyerek, çarpıcı pratik ve görsel efektlerin de yardımıyla izlemesi son derece rahatsız eden ama bir o kadar da hipnotize edici bir gösteri sunuyorlar. Shanks'in iyi kurgulanmış ve her biri bir olay gibi hissettiren sahneleri, bu bedensel dönüşümü filmin merkezine yerleştiriyor.
'Bir' olmanın acı verici doğası

Filmin oyuncu kadrosundaki bir diğer dikkat çekici isim ise Damon Herriman. Millie'nin nazik iş arkadaşı ve çiftin dost canlısı komşusu Jamie rolünde, zekice yazılmış sahnelerde çiftin birlikteliğindeki çatlaklara tanık oluyor, hatta o çatlaklardan ansızın içeri girecekmiş gibi insanı huzursuz hissettiriyor. Herriman, role tanımlaması zor ama izlemesi keyifli bir gizem katıyor ve dışarıdan bir göz olarak içerideki çürümeyi daha net görmemizi sağlıyor.

Together, özünde bir bağımlılık ilişkisini anlatıyor. Hatta film süresince bunu çok kez duyuyoruz; Millie, ilişkilerinin artık aşk olmaktan çıkıp bir alışkanlığa dönüşüp dönüşmediğini merak ediyor. Hem de sürekli. İlişki içinde nerede bittiğinizi ve diğer yarınızın nerede başladığını unuttuğunuz o bulanık sınırları sorguluyor. Bu tür bir bağın içinde hayatta kalmak, bir dizi şüpheli karardan sağ çıkmayı gerektirir; geriye dönüp baktığınızda yanlış olduğunu bildiğiniz ama o an yapmak zorunda hissettiğiniz şeyler gibi.
Körü körüne...

Shanks, Together ile aslında her uzun süreli ilişkinin kaçınılmaz doğasına dair ürpertici metafor sunuyor: Partnerinizle aranızdaki sınırların silinmesi ve o çok övülen "bir bütün olma" halinin yarattığı klostrofobi. Tim’in o mağaradaki susuzluğu ve sonrasında gelişen olaylar, sadece fiziksel bir değişimi değil, bir ilişkide kimliğin nasıl yavaş yavaş teslim edildiğini simgeliyor. Franco ve Brie’nin performansları aşkın sadece bir duygu değil, bazen kaçışı olmayan fiziksel bir alan olduğunu hissettiriyor. Film, bağlılığın nerede bittiğini ve esaretin nerede başladığını bulanıklaştırarak izleyiciyi ahlaki bir gerilimin ortasına atıveriyor.

Sonuçta Together, romantik bir birlikteliğin ulaştığı en uç ve mutlak noktayı sorgulayan son derece güvenilmez bir deneyim. Tim ve Millie’nin hikayesi sona erdiğinde, zihninizde olayların çözümünden ziyade o temel soru yankılanıyor: Sevdiğiniz kişiyle gerçekten "bir" olmak için kendi benliğinizin ne kadarından vazgeçebilirsiniz? Eğer bu sorunun cevabı sizi ürkütüyorsa, filmden sonra partnerinizin elini tutarken o bağın ne kadar sıkı olduğunu tekrar kontrol etmek isteyebilirsiniz.

Yorumlar