2025’te izleyiciyle buluşan Alien: Earth, Alien evrenini televizyona taşırken, gözler bir kez daha Ridley Scott imzalı bilim kurgu dünyalarına çevrildi. Bu ilginin hemen ardından, Blade Runner serisinin merakla beklenen yeni halkası Blade Runner 2099’un yayınına sayılı günler kalması, yıllardır süregelen bir soruyu yeniden popüler kültürün merkezine taşıdı: Alien ve Blade Runner gerçekten aynı evrende mi geçiyor?

Her iki serinin de karanlık gelecek tasvirleri, insan ve yapay zekâ arasındaki bulanık sınırlar ve ilk filmlerinin Ridley Scott tarafından yönetilmiş olması, bu teorinin yıllardır canlı kalmasını sağladı. Ortak evren kavramının henüz yaygınlaşmadığı bir dönemde yaratılan bu iki dünya, paylaştıkları tematik ve estetik DNA nedeniyle hâlâ birlikte anılıyor. Ancak zaman içinde genişleyen anlatılar, bu fikri hem destekleyen hem de çürüten yeni detaylar ortaya koydu.
İki distopik evren, ortak bir ruh

Alien ve Blade Runner’ı ortak paydada birleştiren en güçlü unsur, şüphesiz paylaştıkları distopik bakış açısı. Her iki evrende de çevre çökmek üzere, teknoloji kontrolden çıkmış durumda ve insanlık kendi yarattığı sistemlerle kırılgan bir ilişki sürdürüyor. Yapay varlıklar ise o kadar gelişmiş hâlde ki, insanlardan ayırt edilmeleri neredeyse imkânsız.
Blade Runner’da replikantları tespit etmek ve “emekliye ayırmak” blade runner’ların görevi olurken, Alien’da Ash, Xenomorph devreye girene kadar Nostromo mürettebatını başarıyla kandırmayı başarıyor. Her iki anlatıda da teknoloji, insan olmanın anlamını sorgulatan bir tehdit unsuruna dönüşüyor.
Şirketlerin hüküm sürdüğü bir gelecek

Her iki seride de kontrolsüz teknolojik gelişim, hiper-kapitalist bir düzenin sonucu olarak sunuluyor. Alien evreninde Weyland-Yutani, bilimsel çıkarlar uğruna insan hayatını hiçe sayan bir mega şirket olarak öne çıkıyor. Nostromo mürettebatının gözden çıkarılması ya da Alien: Romulus’ta Rain’in sözleşmesinin keyfi biçimde uzatılması, bu yaklaşımın açık örnekleri.
Blade Runner tarafında ise Tyrell Corporation, replikantları köle iş gücü olarak üretirken etik sınırları tamamen yok sayıyor. Blade Runner 2049’da Wallace Corporation bu anlayışı daha da ileri taşıyarak Rick Deckard’ın kızını araştırma amacıyla ele geçirmeye çalışıyor. Her iki evrende de şirketler, adeta tanrısal bir güce sahip.
İpuçları var, ama kanıt sayılır mı?

Yıllar içinde hayranların dikkatini çeken pek çok bağlantı detayı ortaya çıktı. Blade Runner 2049’da Wallace Corporation’da görülen Engineer benzeri bir figür, bu teorilerin en çok konuşulan örneklerinden biri oldu. Ancak bu tür göndermelerin çoğu, filmlerin ana anlatısının dışında kalıyor.
Asıl dikkat çekici bağlantılar ise özel sürümlerde yer aldı. 1999’da yayımlanan Alien 20. yıl DVD’sindeki Nostromo Dossier, Kaptan Dallas’ın geçmişte Tyrell Corporation için çalıştığını ima ediyordu. 2012’deki Prometheus Blu-ray belgelerinde ise Peter Weyland ile Eldon Tyrell arasında dolaylı bir bağ kuruluyordu.
Scott’ın yorumu tartışmayı canlı tutuyor

Bu sorunun en kritik ismi olan Ridley Scott, Blade Runner DVD yorumlarında iki evren arasında “neredeyse bir bağ dokusu varmış gibi” hissettiğini söylemişti. Scott’a göre Blade Runner’daki şehir, Alien’da uzaya çıkan mürettebatın geri döndüğünde uğrayabileceği bir yer olabilirdi:
“Alien’daki ekip geri döndüğünde, Deckard’ın yaşadığı yere yakın bir sokak barına girebilir. Ben bunu hep böyle düşündüm.”
Blade Runner 2099’un yayınına günler kala bu sözler yeniden dolaşıma girmiş durumda. Kesin bir cevap hâlâ yok, ancak görünen o ki Xenomorph’lar ile replikantlar arasındaki bu teorik bağ, sinema dünyasında uzun süre daha tartışılmaya devam edecek.

Kaynak: Collider


Yorumlar