Lost, televizyon tarihinin en zor sınıflandırılan dizilerinden biriydi; çünkü her şeyden biraz vardı. Başlangıçta gizemli bir adada hayatta kalmaya çalışan uçak kazası kurtulanlarının hikâyesi gibi görünen dizi, ilerledikçe bilim kurgudan fantastiğe, felsefeden mitolojiye, aksiyondan karakter dramına kadar uzanan çok katmanlı bir anlatıya dönüştü. İzleyicisini sürekli yeni sorularla sınayan Lost, cevaplardan çok belirsizlikle, açıklamalardan çok sezgiyle ilerlemeyi tercih etti.

Bu çok yönlü yapı, Lost’u başka dizilerle kıyaslamayı hem kolay hem de kaçınılmaz kılıyor. Kimi yapımlar hayatta kalma temasına odaklanıyor, kimileri yoğun gizem duygusunu öne çıkarıyor, bazılarıysa bilim kurgu, fantastik ve macera türlerini bir arada kullanmayı tercih ediyor. Aşağıdaki diziler, Lost’un izleyicide bıraktığı etkiyi farklı yönlerden yeniden üretmeyi başaran, o açlığı en iyi şekilde gideren yapımlar olarak öne çıkıyor.

10 - Dark (2017–2020)

Dijital çağın en kafa karıştırıcı ve iddialı dizilerinden biri olan Dark, yalnızca üç sezonda son derece yoğun bir hikâye anlatmayı başardı. Küçük bir kasabada çocukların kaybolmasıyla başlayan olaylar zinciri, zamanla kuşaklar boyunca süren sonuçlara yol açan karanlık bir sırlar ağına dönüşüyor. Zaman, kader, insan doğası ve felsefi sorgulamalarla dolu yapısı, özellikle Lost’un ilerleyen sezonlarındaki iddialı anlatımı sevenler için Dark’ı güçlü bir alternatif haline getiriyor.

9 - Under the Dome (2013–2015)

Stephen King’in aynı adlı dev romanından esinlenen Under the Dome, birebir bir uyarlama olmaktan ziyade temel fikri alıp kendi yoluna giden bir dizi. Küçük bir kasabanın, bir anda ortaya çıkan gizemli ve aşılmaz bir kubbe nedeniyle dış dünyadan tamamen kopmasıyla başlayan hikâye; hem bu kubbenin kökenini çözmeye hem de içeride mahsur kalan insanların hayatta kalma mücadelesine odaklanıyor. Bu yönüyle, özellikle Lost’un ilk sezonlarındaki hayatta kalma temasıyla güçlü paralellikler kuruyor.

8 - Black Mirror (2011–2025)

Antoloji formatı sayesinde her bölümde bambaşka bir hikâye anlatan Black Mirror, doğası gereği tek bir diziye benzetilmesi zor bir yapım. Ancak karanlık tonu, bilim kurgu fikirleri ve insanlığın geleceğine dair kötümser bakışıyla, Lost’un sarsıcı ve yoğun bölümlerini seven izleyicilere hitap ediyor. Büyük bir ana hikâye arayanlar için uygun olmasa da, rahatsız edici fikirler ve beklenmedik yön değişimleri sevenler için güçlü bir deneyim sunuyor.

7 - Stranger Things (2016–2026)

Başlangıçta daha genç karakterlere odaklanan ve bir büyüme hikâyesi gibi ilerleyen Stranger Things, sezonlar ilerledikçe karanlıklaşan ve sertleşen anlatımıyla dikkat çekiyor. Kaybolan bir çocuk ve doğaüstü güçlere sahip gizemli bir kız üzerinden ilerleyen hikâye, zamanla daha geniş ve tehlikeli bir evrene açılıyor. Lost’ta olduğu gibi anlatının yönü zaman zaman dengesizleşse de, bu cesur genişleme diziyi yıllar boyunca popüler bir fenomene dönüştürdü.

6 - The Good Place (2016–2020)

Lost, ölüm ve ölüm sonrası kavramlarını sık sık gündeme getiren bir diziydi; ancak The Good Place bu temayı merkezine alan nadir yapımlardan biri. Yanlışlıkla cennete gönderildiğini düşünen bir kadının hikâyesi üzerinden ilerleyen dizi, sitcom formatına rağmen şaşırtıcı derecede büyük ve sarsıcı anlatı sürprizleri barındırıyor. Tahmin edilemezliği ve felsefi derinliğiyle, Lost’un izleyiciyi sürekli ters köşe yapan yönünü sevenler için ideal bir tercih.

5 - Twin Peaks (1990–2017)

Televizyon anlatısını kökten değiştiren yapımlardan biri olan Twin Peaks, Lost’un önünü açan en önemli dizilerden biri olarak kabul ediliyor. “Laura Palmer’ı kim öldürdü?” sorusuyla başlayan hikâye, kısa sürede gerçeklik algısını bozan, giderek daha karanlık ve sürreal bir dünyaya dönüşüyor. Gizemi sadece bir araç olarak kullanan bu yapı, Lost gibi sınırları zorlayan anlatıları seven izleyiciler için vazgeçilmez bir klasik.

4 - Fringe (2008–2013)

J.J. Abrams’ın Lost sonrasında adının en çok anıldığı dizilerden biri olan Fringe, güçlü gizem unsurları ve cesur bilim kurgu fikirleriyle dikkat çekiyor. Paralel evrenler, alternatif gerçeklikler ve bilimsel deneyler etrafında şekillenen hikâye, zaman zaman Lost’un atmosferini anımsatan bir yapı kuruyor. Yayın dönemleri de kısmen çakışan bu iki dizi, televizyonun iddialı anlatılar döneminin önemli örnekleri arasında yer alıyor.

3 - Westworld (2016–2022)

Tam anlamıyla bir final yapamadan iptal edilmiş olsa da, Westworld özellikle ilk sezonuyla hafızalarda fazlasıyla yer eden bir dizi. Western estetiğini bilim kurgu fikirleriyle birleştiren yapım, izleyiciyi sürekli şaşırtmayı hedefleyen anlatımıyla dikkat çekiyor. Zaman zaman aşırı karmaşık ve iddialı olsa da, bu gözü kara yaklaşımı Lost’un sürprizlerle dolu yapısını seven izleyiciler için tanıdık bir his yaratıyor.

2 - The Leftovers (2014–2017)

Lost’un yaratıcılarından Damon Lindelof’un en kişisel ve en karanlık işi olarak görülen The Leftovers, dünya nüfusunun %2’sinin bir anda ortadan kaybolmasıyla başlıyor. Cevaplardan çok duygulara, belirsizliğe ve yas sürecine odaklanan dizi, Lost’tan daha ağır ve daha olgun bir anlatı sunuyor. Lindelof’un anlatı anlayışını en saf hâliyle görmek isteyenler için ideal bir başlangıç noktası.

1 - From (2022-)

Lost’un ruhunu günümüz televizyonuna en doğrudan taşıyan yapımlardan biri olan From, kendilerini gizemli bir kasabada sıkışıp kalmış hâlde bulan insanların hayatta kalma mücadelesini merkezine alıyor. Tıpkı Lost’ta olduğu gibi kaçışın mümkün görünmediği bu kapalı mekân, zamanla sadece fiziksel değil, psikolojik bir hapishaneye dönüşüyor. Cevaplardan çok sorularla ilerleyen anlatısı, doğaüstü tehditler, sembollerle örülü mitolojisi ve yavaş yavaş açılan geçmiş hikâyeleriyle From, izleyiciyi sürekli teoriler üretmeye zorluyor. Karakterlerin travmaları, ahlaki ikilemleri ve grup içi çatışmaları, adadaki hayatta kalma mücadelesini anımsatırken; dizinin belirsizliği bilinçli olarak koruyan anlatım dili, Lost’un en ayırt edici özelliklerinden biri olan “bilinmezlikle yaşama” hissini birebir yeniden üretiyor.

“Televizyon Tarihinin En Büyük Gizemi”: Lost (2004-2010)
‘Lost’ yalnızca bir dizi değil, insan ruhunun kırılgan, karanlık ama bir o kadar da umut dolu taraflarına doğru yapılmış dev bir keşifti; kimsenin tam anlamıyla masum, kimsenin de tamamen kayıp olmadığı bir evrende kendimizi bulmanın başka bir yoluydu.

Kaynak: Collider ama yazarımız, o listedeki birinciyi uygun görmediği için başka bir yapımla değiştirdi.

Paylaş