Sinemaseverlerin hafızasında özellikle kült yapımlarla yer eden Hugo Weaving, kırk yılı aşkın kariyerinde birbirinden farklı ve güçlü karakterlere hayat verdi. Bilimkurgu tarihinin dönüm noktalarından biri olan The Matrix üçlemesindeki Ajan Smith performansıyla geniş kitlelere ulaşan oyuncu, The Lord of the Rings serisinde canlandırdığı Elrond karakteriyle epik anlatının unutulmaz yüzlerinden biri oldu.

Ancak Weaving’in kariyeri yalnızca büyük bütçeli yapımlarla sınırlı değil. Tiyatro kökenli bir oyuncu olarak sahneye olan bağlılığını her fırsatta vurgulayan sanatçı, bağımsız sinemada ve politik alt metinleri güçlü projelerde yer almaya da özen gösterdi. Ona göre oyunculuk, “karakterin iç dünyasına dürüstçe yaklaşabilmek” ve hikâyenin ruhuna hizmet edebilmek anlamına geliyor.
“Bir Zamanlar Anadolu'da”: Zamana ve sessizliğe dair

Röportajın en dikkat çekici anı ise Weaving’in favori filmi sorulduğunda verdiği yanıt oldu. Ünlü aktör, en sevdiği filmin Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği Bir Zamanlar Anadolu'da olduğunu belirtti. Weaving, filmi ilk izlediğinde derinden etkilendiğini ve uzun süre etkisinden çıkamadığını söylüyor.
Filmin ritmini, atmosferini ve özellikle “sessizliğin dramatik bir unsur olarak kullanımını” öven oyuncu, Ceylan’ın karakterlere yaklaşımındaki inceliğin altını çiziyor. “Bu filmde zamanın akışı bile bir karakter gibi,” diyen Weaving, Anadolu bozkırında geçen o uzun gecenin insan ruhuna dair evrensel bir anlatı sunduğunu ifade ediyor. Ona göre film, sadece bir suç hikâyesi değil; insanın vicdanıyla, pişmanlıklarıyla ve varoluşuyla yüzleşmesini anlatan şiirsel bir deneyim.
Sinemaya dair düşünceleri ve gelecek planları

Weaving, röportajda sinemanın günümüzde geldiği noktaya da değiniyor. Dijitalleşen dünyada hikâye anlatımının hızlandığını ancak bazı filmlerin hâlâ “yavaşlamaya cesaret edebildiğini” söylüyor. Bu bağlamda Ceylan sinemasını, seyirciye düşünme alanı tanıyan özel bir damar olarak görüyor.
Gelecek projeleri hakkında temkinli konuşan oyuncu, artık rol seçerken daha sezgisel davrandığını belirtiyor. Onu heyecanlandıran şeyin büyük prodüksiyonlardan çok, güçlü bir metin ve derinlikli karakterler olduğunu ifade ediyor.
Hugo Weaving’in favori filmi olarak bir Türk yönetmenin eserini işaret etmesi ise yalnızca kişisel bir tercih değil; Türkiye sinemasının uluslararası alandaki etkisinin de güçlü bir göstergesi niteliğinde.
Kaynak: ABC Arts

Yorumlar