Lionsgate imzalı Michael, ilk hafta sonunda ABD’de 97 milyon dolar, dünya genelinde ise 217 milyon dolarlık hasılat elde ederek gişeye damgasını vurdu. Bu performans, biyografi türünde şimdiye kadar kaydedilen en büyük açılış olarak tarihe geçti.

Film, daha önce bu alandaki rekoru elinde bulunduran Straight Outta Compton’ı geride bırakırken, Bohemian Rhapsody gibi dev başarıların açılış rakamlarını da açık ara aştı. Aynı zamanda yılın en büyük ikinci açılışına imza atan yapım, yalnızca The Super Mario Galaxy Movie’nin gerisinde kaldı.
Eleştirmenler ve seyirci arasında büyük uçurum

Filmin gişe başarısı, eleştirmen yorumlarıyla keskin bir tezat oluşturuyor. Rotten Tomatoes verilerine göre Michael, yalnızca %38’lik bir eleştirmen onay oranına sahip.
Buna karşın izleyici cephesi oldukça farklı bir tablo çiziyor. CinemaScore anketlerinde “A-” notu alan film, özellikle genel izleyici kitlesi tarafından güçlü bir şekilde sahiplenildi. İzleyicilerin %61’inin kadın, %66’sının ise 25 yaş üstü olması, filmin geniş bir demografiye hitap ettiğini ortaya koyuyor.
Adam Fogelson, bu başarıyı “tüm demografilerde güçlü karşılık bulan nadir yapımlardan biri” olarak tanımlarken, izleyicinin filmle kurduğu bağın uzun soluklu bir gişe performansına işaret ettiğini belirtiyor.
Tartışmalar, maliyet ve gelecek planları

Yönetmen koltuğunda Antoine Fuqua’nın oturduğu Michael, sanatçının Jackson 5 günlerinden küresel bir ikon oluşuna uzanan yolculuğunu anlatıyor. Başrolde, Jackson’ın yeğeni Jaafar Jackson yer alırken; Colman Domingo ve Nia Long ebeveynleri canlandırıyor.
Ancak film, Michael Jackson hakkında yıllar içinde ortaya atılan ciddi iddiaları ele almaması nedeniyle eleştirilerin odağında. Başlangıçta senaryoda yer alan bazı dava süreçlerinin, hukuki kısıtlamalar nedeniyle çıkarıldığı ve filmin finalinin yeniden kurgulandığı belirtiliyor.
Yaklaşık 200 milyon dolarlık bütçesiyle türünün en pahalı örneklerinden biri olan yapım, Universal Pictures ve sanatçının mirasçılarıyla ortak finanse edildi. Tüm bu zorluklara rağmen film, şimdiden yatırımını karşılayabilecek bir başarı grafiği çiziyor.
Müzikal sahnelerin etkisi de filmin başarısında önemli rol oynadı. Billie Jean, Thriller ve Beat It gibi ikonik performansların yeniden yaratıldığı sahneler, özellikle IMAX salonlarında büyük ilgi gördü.
Gişede rekabet ve sektörde yeniden yükseliş
Michael, vizyona girdiği hafta sonunda rakiplerine açık ara fark attı. Üç haftadır zirvede yer alan The Super Mario Galaxy Movie ikinci sıraya gerilerken, Project Hail Mary güçlü performansını sürdürerek üçüncü sırada yer aldı.

Bağımsız yapımlar cephesinde ise A24 imzalı Mother Mary beklentilerin altında kalırken, Lorne belgeseli sınırlı bir izleyiciye ulaşabildi.
Sektör temsilcileri, özellikle son dönemde gelen başarıların sinema salonlarına olan ilgiyi yeniden artırdığını vurguluyor. Michael O'Leary, Project Hail Mary ve Super Mario gibi küresel hitlerin ardından Michael'ın da izleyiciyi salonlara çektiğini belirterek, bu ivmenin The Devil Wears Prada 2 ile devam edeceğini ifade ediyor.
Tüm göstergeler, Michael'ın yalnızca bir açılış başarısı değil, aynı zamanda yılın en büyük gişe fenomenlerinden biri olmaya aday olduğunu ortaya koyuyor.
Kaynak: Variety



Yorumlar